DERNEK HAKKINDA
Tarihçe
Amaç
Yönetim
Üyelik Koşulları
Üyelik Başvurusu
BASIN ODASI
Haberler
Basın Bültenleri
Katılımcı  Düşünceleri
DERNEK  FAALİYETLERİ
Faaliyet Programı
Yarışmalar
Fotoğraf Arşivi
Aşçı Milli Takımı
MUTFAĞIMIZ
Faydalı Bilgiler
Kütüphane
Yemek Tarifleri
Linkler
BİZE ULAŞIN
Adres-Kroki
Bize Yazın
 
 
 
 
  FAYDALI BİLGİLER - ŞARAPÇI GÖZÜYLE
 
Tarih 12-10-2003 saat 21:30 suları. Sular ise oldukça durgun ve öylesine kirli ki güzelim Beykoz sahillerinin gece ışıkları yakamozlarını boğaz çöplerinin içinden bizlere yansıtabilmek için oldukça büyük mücadele veriyor. Bahsettiğim tarih, bu sayfalara şarap ile ilgili yazılarımı aktarmaya karar verdiğim gece. Olayı daha dün gibi hatırlıyorum ve bu yazılarımı 13-10-2003 tarihinde yazmaya başlıyorum. O gece çok güzel bir gemide Mengen aşçılık ve Turizm derneğinin üyelerine verdiği harika bir yemeğe katıldım. Bu kokteyl prolenge nin amaçlarından biri de, uzun seneler gastronomi içinde bulunan değerli üyelerini birbiri ile kaynaştırmak. Bu vesile ile ben de aradan kaynamıştım. İlerleyen saatlerde ben, Yıldırım SERİM ve Eyüp Kemal SEVİNÇ bir köşeye çekilerek gastronomi üzerine aylık konuşmalarımızı birbirimize aktarıyorduk. "Gastronomi sağ olsun, ayrıca okuyuculara şimdiden geçmiş olsun" diyerek.

Şarap bütün uygarlıklarda en asil içki olarak ün yapmış, en çok içilen içki olmuştur ve bugün bile aynı konumunu korumaktadır. Şarap sadece alkollü bir içki olarak değil, aynı zamanda üzüm değerinde de önemli bir rol oynar. Özellikle büyük bağcı ülkelerde şarap öncelikle bir üzüm değerlendirme aracıdır.

Ülkemizde ise yakın geçmiş sayabileceğimiz bir tarihe kadar şarap, sadece yurt dışına gidip gelen, lobicilikte ilgi alanı uyandırıp hava atan kalın enseli beyefendiler ile sürdükleri kokulardan şarabın gerçek kokularını arka plana atan, onların müstakbel eşlerinin tekelindeydi. Bunun dışında ise şarap liseli yıllarımızdaki ilk hüzün göz yaşlarımızın, ilk terk edilişimizin, ilk sevdiğimizi zannetmişliğimizin, ilk..., ilk..., ilklerin (buradaki...lere kendi ilklerinizden birini koyabilirsiniz) bizimle paylaşımcısı olmuş, ya bir öğrenci içeceği ya da günümüzde varoş olarak adlandırılan sınıfın ucuz eğlencesi olarak kalmıştı. Gerçi hayatımda hiç babasından aldığı okul harçlığını şarap parasına yatıran, hatta şarabı içtikten sonra ölen bir köpek görmedim ancak nasıl olmuşsa olmuş, bu liselilerin ya da varoşların içtikleri şaraplara bugün bile geçerli olan "köpek öldüren" adını takmışlardı.

Devir değişti; şarap uzmanlığı her çevrede geçer bir yatırım haline geldi. Artık siz de bir şarap uzmanı olabilir ve birçok hoş insanla tanışabilirsiniz. Örneğin benimle, ne dersiniz ?

Her ne kadar birçok ansiklopediye bile sığmayan karmaşık bir yapı gibi görünse de, hayattaki bütün güzel şeyler gibi atla deve olmayan bir konudur şarap. Ancak biraz uğraşılırsa çok özel ve etkileyici bir havaya da sokulabilir. Yeter ki siz, diğer kişilerin bilmesi asla mümkün olmayan özel terim ve deyimleri, şarap sözlerinin arasına mantıklı bir şekilde serpiştirmesini becerebilin. Aynı bir flört devresi gibi, şarap da ana bir temanın sonsuz çeşitlemelerle daha keyifli ve zevk alınabilir hale getirilmesinden ibarettir. Ancak sözünü ettiğim zevk kaynağından farklı olarak şarap, sık sık flört değiştirmenin kesinlikle çok yararlı olduğu bir faaliyet alanıdır. Zira tanımadığımız bir flörtün ! pardon şarabın tadından emin olmak istiyorsanız işi tesadüfe bırakmayın hemen deneyin derim. Övünmek gibi olmasın, Flört değiştirme konusunda uzmanlığım çevrem tarafımdan bilinmektedir. Zaten aşağıda görülen ve tüm flörtlerimi bir araya toplayıp çektirdiğim resim de bunun güzel bir kanıtıdır.
"Eğer sözü edilen flörtün hangi oranda deneneceği tam olarak bilinse ve buna uyulsa, gerçekten sonsuza dek yaşanır, doktorlara ve mezarlıklara hiç ihtiyaç olmazdı...".
Bir "şarapçı" atasözü.
Şaraba ait belgeler MÖ sadece 3500 yılına kadar uzanmaktadır.Yani günümüzden 5500 yıl öncesine kadar Sümerler ve eski Mısırlılar asmayı ve şarabı tanıyorlardı. Yine bir kaynağa ve o dönemlere ait yanda görülen bu kabartma resme göre şarabın tarihi eski Ahit'in yazıldığı döneme kadar gider. Eski Mısırlılar asma ziraatini ve şarap yapımını ilahları Osiris'ten öğrenmişlerdir. Resimdeki eski model tulumbalarla şarap aktarmasını öğrenen küçük sarışın çocuk o dönemdeki Mısırlıları, öğreten kişi ise Osiris'i simgelemektedir.

Yunanlılar ise Bacchus'ü (Bacchus = Dionysos) şarabın kaşifi olarak tanırlar. Dionysos şarap ve coşkunluk tanrısı olarak bilinir. Girit Nüfus Müdürlüğünden elde edilen o döneme ait bilgilere göre Thebai Kralı, Katmos'un kızı olarak bilinen Semele ile Zeus'un oğludur. Ancak bu birleşmeyi kıskanan Zeus'un gerçek karısı Hera, Semele'yi yok eder. Dionysos'u kurtaran Zeus onu baldırına yerleştirir ve erişinceye değin orada saklar. Böylece Dionysos ikinci kez doğar ve Nysa adındaki düşsel bir dağın perileri olan Bakkhalar tarafından büyütülür. Böylece doğanın özsuyunu simgeleyen Dionysos'un onuruna verilen Bacchanalia şenlikleri doğar. Bu şenliklerde Bacchalar adı verilen düşsel periler bir araya gelir, şarkılar söylenir kantolar oynanır, talk show'lar yapılır ve o senenin ilk şarapları tadılırdı. Yandaki mitolojik resimde Bakkhalar adı verilen düşsel perilerin yeni bir rekolte şarabın üretim sonrası verilen şenliklerini gösteriyor.
İzmir'in Bergama ilçesinde, Dionysos'u elinde salkımla gösteren MÖ 3.yüzyıla ait bir kabarta seramik eserin bulunması ve ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan kazılarda üzüm ve şarapla ilgili birçok motifin ortaya çıkarılması, Türkiye'de bağcılık ve şarapçılığın geçmişte önemli derecede gelişmiş olduğunun kanıtlarıdır. Ancak erken dönem sanat yapılarında sakallı olarak canlandırılan Dionysos daha sonraki kazılarda çıkan eserlerde kadınsı görünümlü bir genç olarak betimlendi. Pamukkale'de bulunan Dionysos heykeli o zamanki sansür yasaklarından nasibini aldı ve bu da cinsiyeti hakkında çelişkili yorumlar yapılmasına yol açtı. Bu çelişki 2000 senesine kadar sürdü. Bu senelerde yandaki resimde de görüldüğü gibi Antalya'nın Kemer ilçesinde Robinson Club'da çıkartılan, bir elinde şarap kadehi ile ağzında puro, kol saatine bakarken o zamanın düşsel perileri tarafından hizmet edilen bir Dionysos heykeli, bu konuya açıklık getirdi ve artık harbi bir delikanlı olarak betimlendi.

Eski Yunanlarda şarap tahta fıçılarda, keçi derisinden yapılmış tulumlarda ya da toprak amforalarda saklanır, hava almasını önlemek için ağzı yağlı bezle kapatılırdı.Yine o dönemlerde Yunanistan'da şarap suyla karıştırılarak içilirdi ve su katılmadan içilen şarabın taşkınlıklara yol açacağı sanılırdı. Bu işlem için kendi aralarında bazı ilginç yöntemler de geliştirdikleri olurdu. (Şarap ve suyun karıştırılması ile ilgili o dönemlere ait bir resim günümüze kadar ulaşmıştır.)

Şarabın tarihçesi içinde, deneme yanılma yöntemi en büyük faktör olmuş ve bu sayede günümüzde kullanılan modern makinaların gelişimi sağlanmıştır. Eski dönemlerde ilkel aletlerle toplanan üzümler şaraphaneye taşınır ve şıraları alınırdı. (Sağ tarafta bulunan resimde ilkel yöntemle üzüm toplanması anlatılmaktadır)

Toplanan üzümlerden şıra almak için uzun seneler kullanılan ayakla ezme yöntemi yerini giderek modern makinalara bıraktı. Sanayi sektörüne girmeyen bazı yöresel şarap üreticileri günümüzde hala bu metodu uygulamaktadırlar. Geniş ve yerden bir metre kadar yükseklikteki açık bir fıçıya giren kişiler bu işlem için kesinlikle çıplak ayak kullanırlar. Soldaki resimde çıplak ayakla üzüm ezen insanları görüyorsunuz..

Buradan alınan şıralar ilk şıralardır ve bu ilk şıralardan yapılan şaraplar oldukça pahalıdır. Hele bu şıraların elde edildiği bölgeler, Bordeaux, Medoc bölgelerinin, Pauillac, St.Estephe, Margaux veya St. Julien gibi tescilli bölgeleriyse, el yakacak kadar pahallı olup, "Château, Récolte, Mis (ya da Mise) en bouteille au Château, Grand Vin, Cru Classé, Premier Cru" gibi kıvrım kıvrım süslü yazılarla dolu şatafatlı etiketlere sahiptir. Gerçek hayatta bu tür şaraplara sahip olabilenler, tüccarlar, bankerler, yaşlı rock yıldızları, başbakanlık danışmanları, yargıtay hakimleri, ünlü spor klüplerinin yönetim kurulu başkanları, restoranlarda gelen hesapları banka giderleri gibi gösteren bazı devlet bankalarının yönetim kurulu üyeleri, ara gaza gelip kendini 120-90-120 gibi ölçülerle Afrodit sanan bülbül sesli pop yıldızları, görevli olduğu otellerde kalın enseli birileri tarafından verilen büyük partilerden arta kalan şarapları "valla sos olarak kullanacaktım" ayaklarında çaktırmadan zulaya atan Cheff'ler ile birlikte bedava olduğu zaman gözleri ışıldayan benim gibi kişilerdir.

Tarihsel süreç içerisinde şarap şişelerinin mantarları da önemli gelişmeler kaydetmiştir. Şarap teknolojisinde şişelerin kullanılmaya başlamasından sonra 17. yüzyıldan itibaren dar ağızlı şişelere geçiş olmuş ve bu şişelerin ağızlarını kapatmak amacıyla mantarlardan istifade edilmiştir. Şişe mantarları Latince ismi Quercus Suber olan mantar meşelerinin kabuklarından üretilen mantarlardır. Tarihte ilk kez Roma ve Yunanlılar mantarı amforaları mühürlemek ya da boğazda lüfer akını sırasında misina oltaları sarmak amacıyla kullandılar. Mantarlar, 1680'li senelerden sonra Fransa'nın "Champagne" iline bağlı Hautvillers kasabası manastırının baş rahibi Dom Pierre Pérignon'un çalışmalarıyla, elastik özelliğinden dolayı şişe mantarlarında tıkaç amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. Yandaki resimde iyi bir mevsim sonrası Quercus Suber adı verilen mantar ağacından toplanmış taze mantarları görüyorsunuz.

Alkollü içkilerin çok uzun senelerden beri bilinmesine karşın fermantasyon bilimi çok yenidir. O zamana kadar optik mikroskobun bulunamaması, şarapta gerçekleşen, şekerin alkole dönüşme olayını hep gizem içinde bırakış, insanların ilgisini çekmesine yol açmıştır. Pasteur yaptığı araştırmalarda mayaların gerekli olan şekerle karşılaştıklarında, tomurcuk vermek suretiyle çoğaldıklarını ve yeni hücreler meydana getirdiklerini açıklamıştır.

Tarihsel ve mitolojik olarak şarabın bazı önemli gelişmelerini özetledikten sonra şimdi sıra yorumlara geldi. Yani "degüstasyon". Degüstasyon bir şaraba kalitesini vermek için yapılan görme, koklama ve tatma olaylarının tümüdür. Degüstasyon yalnızca şarabın kalitesini belirlemek için değil, aynı zamanda şarabın kusur ve hastalığını da belirlemek amacıyla yapılır. En önemlisi de çevrenizde bulunan kişilerin anlayamayacağı sözcükleri biraraya getirerek hava atılan yorumlardır. Şarapların görünüş, koku, tad ve karakterlerini niteleyen bazı sözcüklerin karşılığı aşağıda verilmiştir.

Görünüm »

Altın : Kahverengi ile sarı arasında bir renk.

Yeşil altın : Altın denemeyecek kadar açık bir renk.

Yakut : Parlak canlı kırmızı.

Amber : Yanık şeker tonu. Bence denemeyin sorunlu olabilir.

Berrak : Arkasını gösteriyor yani içinde üzüm parçaları, asma çubukları ya da bağcının çorapları gibi yabancı maddeler yok.

Şaffaf : Bardağın arkasında görünen gerçekten uzun süre bakmaya değerse (kalın bir bankonot gibi) "berrak" sözcüğü yerine kullanılır.

Parlak (canlı) : Kesinlikle bardak temiz.

Bacak : Şarabı hafif sallarsak bardak içinde oluşabilecek uzun çubuklar. (Kafanızdan geçen bacağı yakalamak için daha çok sallarsınız.)

Zengin : Bence şişenin fiyatını kesin biliyorsunuz.

Koku »

Çeşitli meyve kokuları : Her bir meyvenin ayrı kokuları.

Etkileyici : Burun direğinizi sızlattı.

Kamçılayıcı : Gözleriniz yuvalarından fırladı.

Kaba : Burnunuzu bardağa fazla sokmuş olabilirsiniz.

İnce : Varlığı ile yokluğu ayırt edilemiyor.

İddiasız : Belki de içtiğiniz şarap değil

Parfümsü : Elinizi bardağa fazla yaklaştırdınız. Aslına kokan elinize sinmiş kendi parfümünüz.

Bukeli : Şarapta kültürlü kimselerin "hoş koku" yerine kullandıkları sözcük.

Uçucu : Kokuyu çözemediyseniz söyleyin gitsin.

Tat »

Kalıcı : Ağız spreyi bile fayda etmiyor.

Isıtıcı : Şömine gibi birşey, ancak şarap uzun süre sıcak bir yerde unutulmuş da olabilir.

Yuvarlak : Tırmalamadan gidiyor. Gene şarap kültürünü ulu orta kullanan insanların bir sözcüğü.

Lezzeti yerinde : İki kadeh iç yemek yeme.

Sağlıklı : Lezzeti yerinde.

Tırmalayıcı : Diş mineleri, diş etleri, damak ve dil gitti.

Yumuşak : Şarabı içerken nefes de alabiliyorsunuz. Sanki hafif şekerli gibi.

Sinirli : Ekşilik fazla, içtikten sonra sanki aklınıza SSK daki ilaç kuyrukları geliyor.

Korse : Eskimiş tam gövdeli şarap.

Ne dersiniz ? ilginizi çekti mi ? Ama daha yüzde birini bile konuştuk sayılmaz. Ee geri kalanları da daha sonra konuşuruz. Üstelik sadece şarap değil, şarabın akrabalarından da konuşabiliriz. Örneğin; sekiz bin senelik göç içinde Fransa'nın Epernay ve çevre ilçelerine yerleşmiş ama zamanla en fazla köşeyi dönen şarabın amca oğlu "Champagne", İspanya'da iyi bir hayat süren teyze kızları "Sherry" ve İtalya'ya yerleşmiş ve orada Torino üniversitesinde kariyer yapmış enişteleri Vermut'lar gibi. Aşağıdaki resimler mi ? Ha onlar da benim haremim. Korkmayın bir çok sevgilim var, (beyaz ve kırmızı, orta yaşlı ve ya genç) ama kavga etmezler, iyi anlaşırlar.

  sponsor olurum »
 
© 2005 Mutfak Profosyonelleri Derneği Ana Sayfam Yap Arkadaşıma Gönder  Yazdır    Tasarım AEC Teknoloji