|
BARBUNYA
Denizlerimizin bu tatlı balığı genellikle Ege ve Akdeniz'de
bulunur. Yerli bir balık türü olan barbunya sıcak ve ılık
denizlerin kıyıya yakın olan kumlu ve çamurlu diplerinde,
az olmakla beraber kayalık yerlerde yaşar.Genelde 17 ila 20
cm arasında olup nadiren 40 cm'ye kadar çıkar. Kaya Barbunyası,
Kum barbunyası, Ot barbunyası ve Paşa barbunu diye dört çeşidi
vardır. Bunların içinde en makbulu kaya barbunyasıdır. Sırtı
kırmızı ve karın kısmı beyaz olan kaya barbununun sırtında
hiç gri leke bulunmaz. Kum ve ot barbunyasında ise sırt gri
ile kırmızı renklerin karmaşası halindedir. Paşa barbununun
her iki yanında, çeneden kuyruğa doğru sarı bir şerit bulunur.
Tekir ile çok karıştırılan bu balığın en lezzetli zamanı Temmuz
ile Ekim ayları arasıdır. Bu süre zarfında tavası, ızgarası
ve kağıtta kebabı çok güzel olur. Tekirden en büyük farklılığı
kafasının daha uzun oluşudur. Tekirin kafası küttür ve çene
altında iki adet sakalı bulunur.
TEKİR
Barbunyaya çok benzeyen ve yakın akrabası olan bu balık
bütün denizlerimizde avlanır. Karadeniz ve Marmara'da avlanılanlar
6 ila 10 cm arasındadır. Ege ve Akdeniz'de ise boyları Barbunya'yı
yakalar. Çene altı bıyıklarının uzunluğu, küt kafası ve birinci
sırt yüzgeçindeki sarı-siyah benekleri ile Barbunya'dan ayrılır.
Dört mevsim yenebilecek bu balığın en lezzetli zamanı, aynen
Barbunya'da olduğu gibi Temmuz-Ekim ayları arasıdır. Tavası
ve kağıt kebabı çok güzel olur.
ÇİPURA
Ege'nin meşhur yerli balığı olan ve küçük sürüler halinde
gezen Çipura son yıllarda çiftliklerde de üretilmeye başlanmıştır.
Çipura Elips biçiminde yassı vücudu, beyaz karnı, koyu gri
sırtı ve pembemsi yanakları ile tanınır. Atlas Okyanusu, Kuzeybatı
Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de bulunur. Bir zamanlar Marmara
Denizi'nde de yakalanan ve Alyanak adıyla tanınan bu balığın
maalesef nesli tükenmiş bulunmaktadır. Genelde 20 ila 35 cm
arasındadır. Ancak 6-7 kg'ya varanlarına da rastlanmıştır.
Her mevsimde zevkle yenebilen bu balığın ızgarası, buğulaması,
çorbası, fırını çok güzel olur. Izgara için ideal büyüklük
250 ila 350 gram'dır (3 ila 4 adet/kilo). Daha büyüklerinin
fırında pişirilmesi tercih edilmelidir.Buğulama ve çorba için
her boyu kullanılabilir. Tadı nefis olan bu balığı katkısız,
yani ızgara veya fırında yenmesi tercih edilmelidir. İsparoz
ve lidaki bu türün küçük çeşitleridir.
KARAGÖZ
Çipuranın yakın akrabası olan Karagöz, elips şeklinde,
yassı, gümüşi pulları olan yerli bir balıktır. Baltabaş, Sivrigaga,
Sargos ve Mırmır gibi çeşitleri vardır. Ortalama 20-25 cm,
en 50 cm boyunda olur. Yazın taşlık ve yosunluk, midyesi bol
yerlerde yaşar. Kışın derin sulara çekilir. Her mevsimde yenebilen
bu balık, özellikle Mayıs-Temmuz ayları haricinde daha yağlı
ve lezzetlidir. Aynen Çipura gibi ızgarası, buğulaması, fırını
ve çorbası çok güzel olur. 1 kg ve daha büyüklerinin fırını
tercih edilmelidir.
DİL BALIĞI
Dil balığı da yerli balıklarımızdan olup Ege ve Akdeniz'de
bolca yakalanır. Her mevsimde yenebilir. En lezzetli zamanı
kasım ilâ şubat ayları arasıdır. Tavası çok güzel olur.İrilerinden
fileto çıkarılıp şiş veya salçalı fileto yapılabilir.
HAMSİ
1988 yılında 310.000 ton ile toplam balık avcılığımızın
yaklaşık üçte ikisini meydana getirmektedir (40.000 ton tatlı
su üretim ve avcılığı dahil, 1988 yılında toplam 480.000 ton).
Gözlerinin gerisine kayan ağzı ve yivrilmiş burnu ile yakın
akrabası Sardalya'dan kolaylıkla ayrılır. Gümüş balığı (Aterina)
da hamsinin akrabasıdır. Boyu ortalama 12 cm olup azami 18-20
cm'ye kadar büyürler ve çok büyük sürüler halinde gezerler.
Karadeniz hamsisi Azak ve Karadeniz olmak üzere ikiye ayrılır.
Azak hamsisinin burnu daha küttür. Azak Denizi'nde üreyip
kışlamak üzere güneye, bizim Orta ve Doğu Karadeniz bölgesine
inerler; Nisan sonunda da kuzeye göç ederler. Karadeniz hamsisi
ise Kuzeybatı Karadeniz'de ürer, kışlamak üzere Kasım'dan
Şubat'a kadar Trakya kıyılarına ve Marmara'ya göç eder. Nisan
ayında da yumurtlamak üzere Karadeniz'e çıkar. Ayrıca Marmara
Hamsisi denilen, yalnız Marmara'da çıkan, daha küçük ve göç
etmiyen bir hamsi türü de vardır. Aynı tür Kuzey Ege'de de
bulunur. Bu hamsinin sırt rengi daha açıktır.
Hamsi özellikle Karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein
kaynağıdır. Fiyatının ucuz olması nedeniyle çok geniş kitleler
tarafından tüketilir.Hamsinin hemen her türlü yemeği yapılır.
Izgara, tava, fırın, kağıt kebabı,buğulama, pilaki, yahni
gibi. Siyah etli balık olmasına rağmen buğulamaya son derece
uygundur.Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara yerine tava
veya buğulaması tercih edilmelidir. Çeşitli yemek tariflerini
"Hamsi Yemekleri" bölümünde bulabilirsiniz. Kış aylarında
yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır. Buna ançovi tabir edilir.
Ayrıca balık yağı ve balık unu üretiminde de kullanılmaktadır.
SARDALYA
Hamsinin yakın akrabası sardalya sürüler halinde yaşar
ve kıyılar boyunca göç eder. Hamsi gibi Ticari değeri çok
yüksek bir balıktır. 1988 yılında 90.000 ton ile hemen hamsiden
sonra yer alır. Kurutularak, tuzlanarak hatta balık yağı ve
balık unu elde etmekte kullanılır. Sardalya adı konserve işleminden
dolayı konserve ile özdeşleşmiştir. Hatta ringa konservesine
de aynı ad verilir.
Sardalya Akdeniz'de 15-20 cm dolaylarındadır. Okyanusta ise
30 cm'ye kadar büyürler. Hamsi Karadeniz için neyse sardalya'da
Portekiz, İspanya'nın Atlas Okyanusu kıyıları, Sicilya ve
Malta için de aynı şeydir. Bu ülkelerde birçok yemek sardalya
üzerine kurulmuştur. Ülkemizde Kuzey Ege'de bolca yakalanan
sardalyanın en lezzetli mevsimi Temmuz-Ekim aylarıdır. Bu
sürede çeşitli ızgaraları, fırını ve kağıt kebabı, buğulaması
ve pilakisi yapılabilir. Kasım-Haziran arasında ise ancak
pilaki ve buğulaması yapılabilirse de bir önceki döneminki
kadar lezzetli olmaz.
Sardalyanın küçüğüne papalina tabir edilir; ayıklamadan yemeği
yapılır. Tirsi ise sardalya azmanıdır. Kıl tarzında çok kılçığı
vardır ve sardalya kadar lezzetli değildir.
USKUMRU
Kolyosa çok benzeyen ve sürüler halinde dolaşan göçmen
bir balıktır. Denizlerimizde 30 cm civarında olan uskumru
Kuzey Denizi'nde 50 cm'ye kadar büyür. Yaz aylarını Karadeniz'de
geçiren uskumru Eylül ve Ekim aylarında Marmara'ya iner ve
kışı burada geçirip yumurtlar. Mart ilâ Haziran aylarında
da Karadeniz'e döner. Uskumru büyüklüğüne göre üç değişik
ad ile adlandırılır. En küçüğü kalinarya'dır. 20-25 cm civarında
ve yağlı olanları uskumru, dönüş uskumrusu ise çiroz olarak
adlandırılır. Yazın yakalananlara ise lipari denir. En lezzetli
olduğu dönem Eylül ayından yumurtlamaya başladığı Ocak ayı
sonuna kadardır. Bu süre içinde ızgarası, kağıt kebabı, dolması,
köftesi ve tuzlaması çok güzel olur.Bu mevsimlerde yağlı olduğundan
tavası tavsiye edilmez. Şubat'tan itibaren yağını kaybetmeye
başladığından tavası yapılabilir. Yazın yakalananlar ise pilaki
ve tava için uygundur. İlkbaharda Karadeniz'e dönüş yapan
çirozlar kurutulur. Esas adı çiroz kurusu olan bu kurutulmuş
balığa geçen zaman içinde ismi kısaltılarak yalnızca çiroz
denmeye başlanmıştır.
Uskumrunun kolyostan önemli farklılıkları aşağıdadır.
. Uskumru ile kolyozun sırt desenleri birbirine benzemekle
birlikte kolyosun rengi koyu, uskumrunun ise açıktır.
. Uskumrunun kuyruk çatalının içi boş ve iki çizgiden ibaret
bir "V" harfi tarzındadır. Kolyosunki ise doludur.
. Uskumrunun gözleri neredeyse toplu iğne başı kadar küçük,
kolyosun ise oldukça iridir.
KOLYOS
Uskumruya çok benzeyen bu balık uskumruyla beraber sürüler
halinde göç eder. Ayrıca Marmara ve Ege Denizi'nde yerli türleri
de bulunur. Tadı uskumruya nazaran oldukça yavan olduğundan
genelde tavası yapılır. Ocak ayı en yağlı zamanı olduğundan
tuzlama için en ideal zamanıdır. Tuzlaması çok güzel olur.
LÜFER
Akdeniz,Karadeniz, Marmara, Hint Okyanusu ve Atlas Okyanusu'nda
sürüler dolaşan lüfer pullu bir göçmen balıktır. Soğuk denizlerde
yaşayanları daha yağlı olduğundan daha da lezzetli olur. Ülkemizde
Karadeniz'de ve İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi'nde yakalananların
tadı muhteşemdir. Daha güney denizlerimize inildikçe yavanlaşır
ve kendisine mahsus o güzel tad ve kokuyu kaybeder.
Eylül ortasından Ocak sonuna kadar olan zamanı en yağlı ve
lezzetli zamanıdır. Bu devre içinde ızgarası tavsiye edilir.
Çinekopun da ızgarası çok iyi olur, ancak mevsimi lüfere göre
kısadır. Kasım sonundan itibaren azalmaya başlar. Diğer zamanlarda,
büyüklüğüne göre pilakisi, buğulaması, kağıt kebabı ve tavası
olur. İlbharada son derece yağsız olduklarından tava, pilaki
ve buğulaması tercih edilmelidir.
Lüfer büyüklüğüne göre en çok isim alan balıktır.
Lüfer çeşitleri şöyledir:
. 10 cm'ye kadar................... yaprak (20 adet/kg)
. 11-13 cm arası.................... çinekop(16-19 adet/kg)
. 14-16 cm arası.................... kabaçinekop (10-15 adet/kg)
. 17-20 cm arası.................... sarıkanat (9-14 adet/kg)
. 21-30 cm arası ................... lüfer (4-8 adet/kg)
. 31-35 cm arası.................... kaba lüfer(2-3 adet/kg)
. 35 cm'den büyük................ kofana ( yaklaşık 1 kg/adet
veya daha büyük).
PALAMUT
Uskumru,torik ve orkinosu içeren bir familyadandır. Sürüler
halinde yaşayan pulsuz, siyah etli bir göçmen balıktır. Sırtı
çizgili, karnı gümüş rengindedir. Uzunluğu 1 metreye kadar
varır. Bu familyanın çeşitleri bütün denizlerimizde görülmekle
birlikte en lezzetlileri Karadeniz ve Marmara'da avlanılan
tipleridir. Karadeniz ve Marmara palamutunda baştan kuyruğa
doğru muntazam çizgiler halinde giden, dördü koyu, üçü açık
menevişli yedi adet bant bulunur. Ege'de yaşayan, Tombik,
Benekli Orkinos ve Yazılı Orkinos isimleri alan yakın akrabasında
ise sırttan karına doğru dalgalar halinde inen en az 16 adet
alacalı bant ile karın civarında en az üç adet siyah benek
bulunur. Bu cinsin etinin tadı, hakiki palamuta nazaran hiç
güzel değildir. Ama çok kişi bu özelliği bilmeyip "palamut"
diye aldanır ve sonra palamuttan soğur.
Palamut avı Ağustos ayında başlar. Önce Karadeniz'den sürüler
halinde vanoz ve çingene palamutu, Eylül'den itibaren de palamut
gelmeye başlar. En lezzetli zamanı da Eylül başından Şubat
ortalarına kadar olan zamandır. Bu mevsimde çok yağlı olduğundan
tavası biraz ağır kaçar. Bu nedenle ızgarası ve fırını tavsiye
edilir. Aynı mevsimde yahnisi de harika olur. Diğer mevsimlerde
tavası yapılabilir. Palamut siyah etli bir balık olduğundan
buğulaması ve çorbası tavsiye edilmez.
Palamutun boyuna göre isimlendirilmesi aşağıdaki gibidir:
. 20 cm'ye kadar........................ palamut vanozu
. 20-30 cm arası..........................çingene palamutu
. 31-40 cm arası..........................palamut
. 40-45 cm arası..........................kestane palamutu
. 45-50 cm arası .........................zindandelen
. 51-60 cm arası..........................torik
. 61-65 cm arası..........................sivri
. 65-70 cm arası..........................altıparmak
. 70 cm'den büyük......................zindandelen
Torik ve toriğin büyük boyları palamuttan daha çok yağlıdır.
Bu nedenle tuzlama ve lakerdası tercih edilir.
LEVREK, MİNEKOP, EŞKİNE
12 değişik türden meydana gelen bu familya ılık ve tropik
sukarın sığ kesimlerinde yaşar. Vücutları iğ biçiminde ve
yandan hafif basıktır. Pulları oldukça iri olan levreklerin
yanları genelde beyaz, alt bölümleri gümüşi, alt yüzgeçi ise
sarımsıdır. En irileri 1 metreyi geçebilir. Ülkemiz denizlerinde
20 ila 60 cm arasında olurlar. Bayağı levrek ve benekli levrek
olmak üzere iki tipi mevcuttur. Sırtlarındaki çok sayıda benek
ile ayrılırlar. Benekli levrek Güney Ege ve Akdeniz'de, bayağı
levrek ise bütün denizlerimizde görülür.
Karadeniz'de kötek olarak ta bilinen minekop ta bu familyanın
diğer bir türüdür. Eşkineye çok benzeyen minekoplar 30 ila
80 cm arasında olur. 1 metreden büyük ve 20-25 kg olanlarına
da rastlanmıştır. Erişkinler kıyıya yakın kayalık dipleri,
yavrular ise akarsu ağızlarını tercih ederler. Parlak mavimsi-gri
renkteki vücudu sırttan karına doğru inen sarı menevişli çizgilerle
bezenmiştir. Karnı gümüşi beyazdır.
Eşkine ise bütün denizlerimizde görünen kıyıya yakın kayalık
diplerde yaşıyan bir türdür. Ortalama 30 cm ve 600 gramdır.
3-4 kiloluk irilerine de rastlanmıştır. Sırtı kamburumsudur
ve koyu kahve ile lacivert arası bir renktedir. Karnı ise
sarı-beyaz menevişlidir. Başının içinde, gözlerinin arkasında
herbiri 4-5 gram ağırlığında iki adet beyaz taş bulunur. Halk
arasında bu taşların idrar söktürücü ve böbrek taşı düşürücü
olduğuna inanılır.
Genelde tek gezen, geceleri avlanan ve oyuklar arasından süzülürcesine
dolaşan bu balığın başlıca besini karides ve yavru balıklardır.Yıl
boyunca yenen levreğin çok lezzetli eti vardır. En güzel mevsimi
kış ayları ve ilkbaharın başıdır. Her türlü yemeği yapılan
levreğin buğulaması, fıfırnda kağıt kebabı ve mayonezlisi
nefis olur. Levrek özellikle şaraplı ve mayonezli balık yemeklerine
çok güzel gider.
TRANÇA,SİNARİT
Trança genelde sinaritlerin irisi için kullanılan bir isimdir.
Lagos ve orfozla büyük benzerlik gösterirlerse de ayrı familyalara
mensupturlar.
İSTAVRİT
İstavrit, Marmara ve Boğaz'da balık avlamaya başlayanların
ilk tanıştıkları balıktır.Ağzı öne uzayabilen, dişleri ince,
gözleri iri, kuyruğu derin çatallı ve vücudu iğ biçiminde
olan göçmen bir balıktır. Marmara, Ege ve Karadeniz'de yaşayan
yerli türleri de vardır. Marmara'da 15-20 cm, Ege'de 30 cm
civarında olurlar. Marmara'da boyu 10 cm'nin altında olan
küçük istavritlere kıraça tabir edilir. Karadeniz'in doğusunda
istavritler palamut büyüklüğünde, yaklaşık 50 cm boyunda olurlar.
Sarıkuyruk istavrit veya sarıkanat istavrit diye anılan tipi
sularımızda en çok bulunan türüdür.
İstavritler sonbaharda Marmara'ya iner, mayıs'tan itibaren
de Karadeniz'e geri dönmeye başlarlar. Her mevsimde yakalanan
istavritin en lezzetli olduğu zaman Kasım ila Şubat ayları
arasıdır. Tavası ve fırını çok güzel olur.
İZMARİT
Ağzı körüklü, gözleri iri, sırt-göğüs ve anüs yüzgeçleri
sert diken ışınlı bir balıktır. Sularımızda iki türü vardır:
menekşe izmarit ve istargilos. İzmaritin erkekleri dişilerden
daha iri olurlar. Dişiler 20 cm civarında olurken erkekler
25 cm'ye kadar uzayabilir.
İzmarit midye, deniz solucanı ve balık yumurtaları ile beslenen
bir dip balığıdır. Eti beyaz ve son derece lezzetlidir. Tavası
güzel olur. Sonbahar ve kış aylarında ızgarası dahi yapılır.
İzmaritler ızgara yapılırken ayıklanmaz. Olduğu gibi pişirilip
bilahare derisi, bağırsakları ve kılçıkları ayıklanır. Üzerine
limon ve zeytinyağı ile kıyılmış maydanoz eklenerek hazırlanır.
Pulları kazındıktan sonra derisi tulum çıkarılarak yapılan
tavası da çok güzel olur.
KALKAN
Karadeniz'in bu ünlü balığı bütün yassı, oval vücudu, bir
tarafı siyaha yakın diğer tarafı beyaz rengi ve beyaz tarafındaki
düğmeleri ile tanınır. Her iki tarafı siyah olan kaya kalkanı'na
da nadiren rastlanır. Kaya kalkanı daha çok Sinop, Samsun
yörelerinde çıkar. İstanbul Boğazı'nın kuzeyinde, Karadeniz'in
batısında avlanan kalkan bir tarafı siyah, bir tarafı beyaz
olan bayağı kalkandır. Kalkan karadeniz içinde, kışın kuzeyden
güneye göç eder.
Her mevsim avlanan kalkan bütün sene boyunca yenebilir. En
lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına kadardır. Tavası
çok güzel olur. Buğulaması ve kağıt kebabı da yapılır. İlkbahar
sonlarından itibaren Ağustos ayına kadar yakalanan kalkan
yavrularının tavası nefis olur.
KEFAL
Yaz ayları dışında lezzetli olan pullu ve göçmen olmayan
bir balıktır. Bütün denizlerimizde yetişir. Sonbahar, Kış
ve İlkbahar'da çok lezzetlidir. Kefalin buğulaması ve pilakisi
çok güzel olur. Ayrıca likorinoz denilen tütsülüsü de çok
makbuldur. Bir kefal türü olan haskefalin kurutulmuş yumurtaları
çok aranan bir deniz ürünü, bir mezedir. Sarı kulak kefalin
tavası ve fileto ızgarası da yapılır.
Kefal alırken çok dikkat etmek, tercihan tanıdık balıkçıdan
almak gerekir. Çünkü kefal kirli ve bulanık suları çok sever
ve buralarda diğer balıklar yaşamazken o yaşar. Örneğin İzmir
Körfezi'nde diğer balıklar yaşamazken kefal bol miktarda bulunmaktadır.
Bu gibi sularda yakalanmış kefal insan sağlığı için büyük
tehlike arzeder.
KILIÇ
Türkiye'mizi çevreleyen denizlerde artık nadir görülen
çok lezzetli bir balık türüdür. Akdeniz ve Ege'de yıl boyunca,
Karadeniz'de ise yalnız yaz ayları görülür. Kılıç gibi uzun
üst çenesi, lacivert-siyah sırt rengi ile tanınan bu balığın
akrabası marlin bizim sularımızda bulunmaz. Daha çok Atlas
Okyanusu'nda Bermuda civarında bulunan bu balık pişince pembemsi
et rengi, kafadan kuyruğa kadar uzanan sırt yücgeçi ve yuvarlak
yerine enine yassı üst çenesiyle kılıçtan ayrılır.
Her mevsimde yenebilen kılıçın en lezzetli zamanı Eylül-Şubat
arasıdır. Bu balığın en güzel defne yapraklı şişi olur. Izgarası
ve kağıt kebabı da yapılır.
MEZGİT
Tavuk balığı olarak ta bilinen mezgit bütün denizlerimizde
bulunmakla beraber en çok Karadeniz'de bulunur. Yaz hariç
devamlı yumurtalı durumdadır. Mezgitin yumurtalı tavası, domatesli
sotesi güzel olur.
KIRLANGIÇ
Bütün denizlerimizde bulunan kırlangıç ortalama 25-30
cm olup nadiren 75 cm'ye kadar olanlarına da rastlanmaktadır.
Sırt rengi kırmızı-pembe, karuın ise pembe veya beyazdır.
Yakın akrabası olan öksüz'den, bu balığın pembe-gri veya komple
gri sırtı, ve öksüzün ördek gagasını andıran ağız yapısı ile
ayrılır. Her ikisi de lezzetli olup genelde kırlangıç tercih
edilir. Çok gelişmiş solungaçları ve gırtlak yapısı medeniyle
uğultu, inilti gibi değişik frekanslarda ses çıkarırlar. Bu
ses nedeniyle bir birçok balıkçı tarafından inleyen balık
diye adlandırılır ve uğursuz sayılır.
Kırlangıç ızgara ve tavaya uygun değildir. Buğulaması, özellikle
çorbası çok lezzetli olur. Haşlanmış kırlangıçın ayıklanmış
etleri mayonezli veya zeytinyağ-limon sıkarak soğuk olarak
ta meze olarak lezzetle yenebilir.
İSKORPİT, ADABEYİ
Kırlangıçtan bahsedince iskorpit ve adabeyini atlamak
olmaz. Her ne kadar aynı familyadan olmamakla beraber etleri
ve uygun oldukları yemekler açısından çok benzerlik gösterirler.
İskorpit bütün denizlerimizde, adabeyi ise genelde Ege'e bulunur.
İskorpitin sırt dikenleri zehirlidir. Bu nedenle balıkçıya
ayıklattırılmalıdır.
Hangi ot ve baharat hangi balıkla gider?
Baharatların büyük bir kısmının üretim yeri uzak doğudur.
Çin'de, Hindistan'da ve Güneydoğu Asya'da üretilen baharatlar
uzun yıllar boyu "İpek Yolu" diye bildiğimiz, ülkemizden geçen
ticaret yolu ile ve kervanlarla Avrupa'ya taşınmıştır. Bu
transit ticaret nedeniyle ülkemiz insanı da baharatlarla tanışmış
ve bunları, uzakdoğu kadar olmasa bile geniş biçimde kullanmaya
başlamıştır.
Otların bir kısmı ise ülkemizde üretilmekte, bir kısmı ise
ithal edilmektedir. Otlar da baharatlarla birlikte yemeklerimizi
tatlandırmakta kullanılmaktadır. Aynı şekilde ot ve baharatlar
balık ve deniz ürünleri yemeklerinde de kullanılmaktadır.
Bu nedenle ot ve baharatların kısa tanımları ile kullanıldığı
deniz yemeklerini aşağıda sunmaya çalışacağız. Burada yalnız
Türk mutfağındaki değil, bulabildiğimiz kadarıyla bütün Dünya
mutfaklarındaki kullanımlar esas alınmıştır
Fesleğen: Yengeç, ıstakoz ve karides gibi kabuklu deniz ürünlerinden
yapılan yemeklerde.
Defne yaprağı: Bilumum balık buğulamalarında, haşlamalarda,
balık şişte
Keraviye: Buğulama, haşlama ve dolmalarda
Zencefil: Şark usulü bütün balık yemeklerinde, kavurmalarda,
istakozda, sos yapımında, midyede
Köri: Uzakdoğu balık yemeklerinde, zencefile alternatif olarak
(zaten içinde zencefil vardır)
Mercanköşk: Balık yanında sunulan tereyağında, soslarda ve
dolmalarda
Hardal: Toz halinde güveçlerde, yapılmış olarak yengeçle
Muskat: Yengeç ve istakozla
Nane: Balık ızgaralarda, balık çorbasında, cumbo karides tavada
Paprika: Dolma ve güveçlerde
Maydanoz: Balık yanında sunulan tereyağında,soslarda (özellikle
limon sosunda), dolmalarda
Karabiber-beyaz karabiber (tane ve toz): Bütün balık ve deniz
ürünü yemeklerinde marine etmek ve tadlandırmak için
Kırmızı biber (toz veya pul): Buğulama ve haşlamalarda, çorbalarda,
güveçlerde
Adaçayı: Dolma ve güveçlerde
Kekik: A.B.D.'de bütün deniz ürünleri ile birlikte
Tarhun: Fırın ve soslu balık yemeklerinde
Biberiye: Tadı nispeten yavan olan balıkların fırın, soslu
fırın, kavurma ve yahnilerinde
Sarmısak: Buğulamalarda, soslarda, kavurmalarda, çorbalarda,
zeytinyağlı soslarda
Ceviz: Tarator ve benzeri soslarda
Badem: Cevizin kullanıldığı yerlerde alternatif olarak
Kapari: Turşu halinde buğulamalarda
|